Fayrap’ın “popülist” merakı
Sanırım 2009’un son aylarıydı, yine burada Fayrap’ın o ayki sayısıyla ilgili kısa bir yazı yazmıştım ve şimdi 2010 ocak sayısı, üst üste gelmesini önemsemeden yeni bir yazı daha yazacağım.
Edebiyat dergilerinin kapakları, herkesin aklına gelebilecek fikirlerden farklılarına sahip değil. Bu da vasat bir görüntü sunuyor bizlere.

Fayrap, 2009 başından itibaren kapaklarında yeni formlar deniyor. Arslanbenzer’in ısrarla önerdiği neo-epik şiirin nasıl bir hareketliliğe sahip olduğunu biliyoruz, kapaklarda onun gibi.
Yeni yayın dönemi
2010 Ocak sayısındaki editör yazısında yeni yayın dönemini ve değişiklerin haberini veriyor Arslanbenzer. Bu dönemde bir de logoda yenilik var, kullanılan font değiştirilmiş.
Önceki font Helvetica ailesindendi, değişiklikle birlikte seçilen yeni fontsa Bauhaus ailesinden. Bu tür yenilemeler küçük gibi dursa da önemlidir. Kullanılan veya seçilen fontun karakteri, derginin kimliğiyle ilgili olmalı. Eğer yazı tipinde bir değişikliğe gidiliyorsa, bu, dergideki bir değişikliğin de işaretçisidir; öyle olmalıdır.
Arslanbenzer’in yeni yayın dönemi için seçtiği font önemli ve incelemeye değer. Bu önem, fontun ilişkili olduğu Almanya’daki Bauhaus Tasarım Okulu’yla (1919-1933) olan bağlantısından gelmektedir.
Önce; Bauhaus Tasarım Okulu
Bauhaus, belli amaca yönelik kurulan bir okuldur; klasik, süslemeci ve görsel estetik dışında işlevi olmayan anlayışı reddederek günümüzde de geçerliliğini koruyan iletişime dayalı modern tasarım fikrini inşa etmişlerdir. İlk başkanı, o dönemde otuz bir yaşında olan mimar Walter Gropius’dir. Bünyesinde bir çok sanatçı ve mimar barındıran okulun hocalarından bazılarını sayacak olursak; temel sanat derslerini yürüten ekspresyonist ressam ve yazar Johannes Itten, minimalist anlayışı her defasında vurgulayan konstruktivist fotoğrafçı Laszlo Moholy-Nagy, okulun ilk sergisinin afiş tasarımını da yapan grafik tasarımcı Josst Schmidt, sanat yönetmeni ve fotoğrafçı Herbert Bayer, Lyonel Feininger…
Fayrap 19

Lokal anestezi
Son sayısında Woody Allen’dan nefret etmiş olan “popülist edebiyat dergisi” fayrap, eylül 2009 tarihli 19. sayısı ile yine okurlarının karşısına çıktı. Bu kez, İsmet Özel’e doğum günü armağanı ve Scarface’ten yaralı bir yüz ile işte geldik burdayız diyen Hakan Arslanbenzer (fayrap), “halkın ruhu” isimli şiiriyle ve önceki sayfada bulunan “aklı evvel halkçılar” isimli yazısıyla biz okurları karşısına alıyor, başlıyor anlatmaya. Sonrasında Ahmet Güntan, bir yandan Serkan Işın ile tartışmaya dururken diğer yandan, 6. sayfada, “parçalı ham”ın 16.sını yayımlayarak dergiye olan yakınlığına yakınlık katıyor. Diğer şiirler ise Orkun Elmacıgil’in “iyi”si ve çevirisi Ali Akyurt’a ait olan Diane Diprima’nın “güle güle nkrumah”ı. Daha sonrasında ise Ahmet Güntan, Hakan Arslanbenzer, Ali Akyurt, Fazıl Baş ve Murat Sözer’in kalemlerinden İsmet Özel’e ayrılan armağan sayfalar yer alıyor. Fayrap ekibi bu sayede de farklı bir şey yapmış olarak İsmet Özel’i de anıyor(!).
Bu hareketi destekliyorum
Popülist demişken, Arslanbenzer, İstanbuldaki bir konuşmasında konu hakkında (popülizm) söylediklerinden ötürü özellikle bir kesim tarafından çok eleştirilmişti. Ben, eleştiride bulunanların konuyu yanlış anladığını ve boş yere kendilerini harap ettiklerini düşünmüştüm. Kimseye bir şey katmasa da, içimde Arslanbenzer’in yanındaydım ve söylediklerini desteklemiştim. Ve şimdi 19. sayıyla birlikte yine aynı şeyleri düşünmekteyim.
Aynı şeyleri düşünmeme neden olan şey, fayrap’ın bu sayıdaki kapağına “lokal lak” yaptırmış olması. Kan-man efektine de ayrı bir yakışmış bu lak. Çok basit bir şey aslında. Ama Kitap-lık’ın poşete girmesine, Yedi İklim’in yüzünün tümden değişmesine ya da Notos’un Bilgi Üniversiteli reklam ajansı “R Vitamini” ile çalışmaya başlamasına benzemiyor bu. Edebiyat dergisinde görsel olmalı mı, tasarımı nasıl olmalı, acaba renkli mi olmalıyı tartışırken bence bu güzel bir hareket oldu. Destekliyorum ben bu hareketi. Coğrafyamızda yayın-süreli yayın kültürü olmadığından ötürü evet biz hala böyle şeyleri tartışabiliyoruz. Ancak basit anlamıyla liberalizm illa ki bir yerlerimize işliyor ki Karagöz illüstrasyonlarıyla ve yaklaşımıyla biraz farklı bir yerden giriyor mevzuya; Kitap-lık, bilmem kaçıncı ve bilmem kaçıncı sayfa arası diye bir bölüm eklemiş oluyor sayfalarına; Varlık, magazin (bkz: magazine) anlayışını ısrarla sürdürüyor; Yedi İklim ve Notos’tan da bahsettik zaten ve işte diğerleri.
Bu liberal dünyada bizi susuz komadıkları için Fayrap’a ve Arslanbenzer’e ve Safi’ye ve reklam ajanslarına ve sanat yönetmenlerine teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Tüm o güzel kapaklar ve şık layoutlar için (kapak güzel, layout şık olur).
DY
for fayrap
leave a comment